Hat Sanatı ve Aklâm-ı Sitte’nin Oluşumu

Hat Sanatı ve Aklâm-ı Sitte'nin Oluşumu

Hat sanatı Arap yazısını estetik ölçülere bağlı kalıp güzel bir şekilde yazma sanatı olarak ortaya çıkmış bir sanattır. İslam dinini benimseyen hemen hemen bütün kavimlerin ortak değer olarak sahip çıktığı Arap yazısı zamanla “İslam hattı” vasfını kazanmıştır.

Hüsn-i Hattın Tarihsel Gelişimi

besmele hat sanatı

✅ Hat sanatkarları için “katip, muharrir, verrak, hattat” kavramları kullanılmıştır. İran’da ise hat sanatkarları “hoş-nüvis” şeklinde anılmıştır.

✅ Arap alfabesi 28 harften oluşmaktadır. İslam’dan önce Arabistan’da kullanılan Nabat yazısının iki üslubu vardı: Cezm ve Meşk.

✅ İslamiyet’in ilk zamanlarında cahiliye arapları arasında el-cezm adı verilen yazı ile ticari ve günlük işlerde meşk adı verilen iki yazı çeşidi kullanılıyordu.

✒️ İlk vahiyler cezm hattıyla yazılmıştır.

✏️ Arap hattı ile yazılan ilk kitap Kur’an-ı Kerim’dir.

İlk başlarda arap alfabesi ile yazılan yazılarda nokta ve harekeler yoktu. Arap olmayan milletler, harekesiz ve noktasız yazının okunmasında güçlük çekiyor, okudukları kelimeleri farklı anlayabiliyorlardı. Bu nedenlerden doğan bozulmayı önlemek için harflerin kimliğini belirginleştiren nokta ve işaretlerin konulma zorunluluğu doğdu.

Hat Sanatı Konusunda Öne Çıkan İsimler

❄️ Arap alfabesi ile yazılan yazılardaki nokta ve harekeleme konusunda ilk çalışmayı yapan Ebü’l-Esved ed Düeli‘dir.

Emevî halifelerinden Abdülmelik b. Mervân zamanında devam eden bu çalışmalara çeşitli hattatlar katkıda bulundu. Nasr b. Asım el-Leysî ve Yahyâ b. Ya’mer tarafından kalem ağzının oluşturduğu eğik çizgi şeklinde noktalar konuldu.

Sonrasında bu kalem ağzı ölçüsü hat sanatında önemli bir yer edinecek.

❄️ Arap alfabesi ve imlâsında bugünkü harekeleme (seslendirme) usulünü ortaya koyan Halil b. Ahmed‘dir.

✳️ Emevîler Devri’nde hüsn-i hatla yazdığı mushafla adı öne çıkan isim Hâlid b. Ebü’l-Heyyâc‘dır.

❇️ İlk celi yazı hattatı olarak da kabul edilen Hâlid b. Ebü’l-Heyyâc, Mescid-i Nebevi’nin kıble duvarına Şems Sûresi’nden Kur’an’ın sonuna kadar altınla ilk abidevi yazı yazan hattat olarak bilinmektedir.

*️⃣ Emeviler Devrinde yetişen ilk büyük yazı ıslahatçısı ise Kutbe el-Muharrir‘dir. Dört çeşit yazı ortaya çıkardığı bilinmektedir.

*️⃣ Emevî halifelerinin fermanları tümarlara, tumar kalemiyle yazılırdı. Kutbe bu ölçülü tümar yapraklarına yazılacak yazının kalem ağzının genişliğini tespit etmiş, diğer celî, sülüs ve nısf kalemlerinin genişliğini de tûmara göre belirlemiştir.

*Tümar, parşömen ve papirüsten belirli ölçüde hazırlanmış büyük boy kağıt yaprağıdır.

Hat Sanatının Gelişimi ve Aklâm-ı Sitte’nin Doğuşu

kufi yazı hat sanatı

Kufi hattının kullanılması Abbasiler zamanında 150 yıl devam etti. Abbasilerin Bağdatlı meşhur veziri ve hattatı olan İbn Mukle, sahip olduğu geometri bilgisi sayesinde yazının ana ölçülerini tespit eden bir sistem ortaya koymayı başardı.

Harflerin güzelliği için nokta, elif ve daireyi standart bir ölçü olarak kabul etti. Bu ölçüler dâhilinde;

  • Muhakkak,
  • Reyhânî,
  • Sülüs,
  • Nesih,
  • Tevki,
  • Rikâ

adında altı çeşit yazının yöntem ve kurallarını ortaya koydu. Bunların tamamına da “Aklâm-ı Sitte” veya “şeş kalem” (altı kalem) denildi.

İbn Mukle’den sonra ikinci büyük hat üstadı olarak kabul edilen İbnü’l-Bevvâb ise onun aklâm-ı sittede tespit ettiği bu estetik kuralları daha ince geometrik oranlara bağlayarak tarzını güzelleştirmiştir.

♻️ 15. yüzyılda yetişen Şeyh Hamdullah Yâkut el-Müsta’sımî’nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak Şeyh Üslubu denilen okulun oluşmasını sağlamış, arap yazısına daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırmıştır.

Hat Sanatının Başkenti

osmanlı tuğra hat sanatı

Kıbletü’l-Küttâb (hattatların kıblesi) adıyla anılan Şeyh Hamdullah‘ın yazıya getirdiği yeniliklerle yazı sanatının merkezi olan Bağdat önemini kaybetmiş ve yazının yeni başkenti İstanbul olmuştur. Türk hat sanatının kurucusu sayılan Şeyh Hamdullah‘ın üslup ve anlayışı 17. yüzyıla kadar sürmüştür.

17. yüzyılın ikinci yarısında Hafız Osman, arap yazısına estetik bakımdan en olgun biçimini kazandırdı. Hafız Osman, yazılarındaki başarısından dolayı Şeyh-i Sâni unvanını almıştır. Bu tarihten sonra yetişen hattatların hepsi Hafız Osman’ı izlemişlerdir.

Osmanlılar tarafından bulunan Rik’a yazısı da 19. yüzyıl başından itibaren yaygın bir biçimde kullanılmış. Türklerin bu süsleme dalında sağladıkları gelişme “Kur’an Hicaz’da nazil oldu, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı.” denmesine neden olacak kadar önemli bir yer tutmuştur.