Hikayeye göre, dönemin zalim ve putperest kralı Nemrut, rüyasında kendi sonunu getirecek bir erkek çocuğun doğacağını öğrenir. Bunun üzerine doğan tüm erkek çocukların öldürülmesini emreder. Ancak Hz. İbrahim’in annesi hamileliğini gizler ve onu bir mağarada gizlice dünyaya getirir. Hz. İbrahim bu mağarada Allah’ın koruması altında büyür. Büyüyüp gökyüzünü, yıldızları, ayı ve güneşi gözlemlediğinde, bunların hepsinin birer yaratıcı olamayacak kadar aciz (sönüp giden) varlıklar olduğunu fark eder. Böylece evrenin tek ve gerçek yaratıcısı olan Allah’ı bulur ve ona teslim olur. Daha sonra kavmini putlara tapmamaları konusunda uyarır. Babası Hacer’in onu Nemrut’a şikayet etmesine rağmen Hz. İbrahim, Nemrut’un karşısında da Allah’ın birliğini korkusuzca savunur ve Allah tarafından korunur.
Bu bölümde Hz. İbrahim’in peygamberlik süreci ve Nemrut ile olan çetin mücadelesi anlatılıyor. Kendisine peygamberlik verildikten sonra ilk tebliğini putlara tapan babasına yapan Hz. İbrahim, babası tarafından sertçe reddedilip kovuluyor. Ardından kavmi bir şenlikteyken puthaneye girip en büyük put dışındaki tüm putları kırarak baltayı büyük putun boynuna asıyor ve böylece kavmine taptıkları cansız varlıkların acizliğini kanıtlıyor. Bu olayın üzerine dönemin zalim kralı Nemrut’un huzuruna çıkarılıyor. İlahlık taslayan Nemrut’a karşı güneşi batıdan getirmesini söyleyerek onu tartışmada susturuyor. Bunun üzerine Nemrut tarafından hazırlatılan devasa bir ateşe mancınıkla fırlatılan Hz. İbrahim, Cebrail’in yardımını bile geri çevirerek sadece Allah’a sığınıyor ve Allah’ın emriyle ateş onu yakmıyor. Hz. İbrahim inananlarla birlikte şehirden sağ salim ayrılırken, kibirli Nemrut ise burnuna kaçan bir sivrisineğin verdiği acıdan kurtulmak için kafasına vurdururken helak oluyor.
Bu bölümde Hz. İbrahim’in ve inananlarının Şam, Ürdün ve Mısır’a uzanan yolculuğu anlatılıyor. Yaşı ilerleyen ve evlat sahibi olmak isteyen Hz. İbrahim, eşi Sare’nin teklifiyle Hz. Hacer ile evlenir ve Hz. İsmail dünyaya gelir. Gelişen kıskançlık üzerine Hz. İbrahim, Allah’ın emriyle Hz. Hacer ve oğlu İsmail’i o dönemler ıssız bir yer olan Mekke’ye bırakarak geri döner. Erzakları ve suyu tükenince çaresizlik içinde Safa ve Merve tepeleri arasında yardım arayan Hz. Hacer, Allah’ın bir mucizesi olarak Hz. İsmail’in ayaklarının altından Zemzem suyunun çıktığını görür. Bu suyun ortaya çıkmasıyla birlikte ıssız Mekke, kısa sürede insanların yerleşip yaşamaya başladığı bir şehre dönüşür.



